Bizi takip et

Haberler

Kortejo evleri İzmir’in sosyal yaşamına geri dönüyor

Yayınlanma zamanı:

Çok klasiktir İzmir’in Akdeniz’in çok kültürlü liman şehri olduğunu anlatarak başlamak. Bir şehir düşünün, bir tarih düşünün 1900’lerin başındayız, Bornova Sokağı’ndan Alsancak Limanı’na doğru gidiyoruz, yolda tanıdıklarımızla selamlaşıyoruz, “Günaydın”, “Kalispera”, “Bonjour” ve “Buongiorno” diyerek ilerliyoruz. Bu çok dilli ve kültürlü yapı sosyal yaşamda sınırlı kalmadı elbette. İzmir’in mimari tarihinde her kesimin izini bulmak mümkün. Kortejo evleri de herkesin iz bıraktığı şehirde, şehrin kültürel mirasının bir parçası olarak kendi yerini alıyor.

Kortejolar ya da halkın deyişiyle Yahudihaneler, İzmir’de Yahudi kültürünün bir parçası olarak yer alıyor. 1492’de İspanya’dan gelen Yahudilerin, kendi kültür yapısının içerisinde inşa ettikleri evler, banyo, mutfak ve tuvaletin ortak olduğu, her odasında başka bir Yahudi ailesinin yaşadığı mimari tarzdadır.

Yahudi toplumunun, İzmir’de yerleştiği Tilkilik ve Anafartalar Caddesi’nin olduğu alanda, kortejo yerleşmesi vardı. Döneminin Basmane toplumsal yaşamanın önemli bir parçası olarak karşımıza çıkıyorlardı. Ancak başka gelişmelerin ışığında evlerin şehirdeki rolleri de değişti. Özellikle Yahudilerin göç etmeye başlamasıyla, kortejolar aile evlerinden çıkarak, İzmir’e yerleşen yoksul işçi ailelerinin barındığı mekanlar haline geldi. Sonunda da bu evler yavaş yavaş terk edildi.

Ancak artık yapılan son çalışmalarla kortejo evleri İzmir’in sosyal yaşamına geri dönüyor. Mavi Kortejo yapılan çalışmanın son ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Tarihi yapının restorasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi ve büyük ortağı olduğu TARKEM’in çalışmaları kapsamında tamamlanıyor.

Binanın restorasyon çalışmalarının hikayesinin anlatıldığı prömiyerde, Başkan Tunç Soyer Mavi Kortejo’nun bundan sonra gençlik hosteli olarak kullanılacağını ancak pandemi süreci nedeniyle iki yıl boyunca geçici olarak Kentsel Eşitlik ve Adalet Şube Müdürlüğü olarak değerlendirileceğini açıkladı.

Yorum yapmak için tıkla

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Yaşayan Bir Proje: Olivelo Ekolojik Yaşam Parkı

Yayınlanma tarihi:

İzmir yaklaşık 4.5 milyonluk bir şehir. Bir metropol. Üzerinde yaşayan tüm sakinleriyle bir tabiat şehri. Bir metropolün sunduğu imkanlara sahip olarak doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin yurdu. Tempo değil ahenk var ruhunda. Hırs değil uyum. Ve özgürlük var havasında, denizinde, doğasında. Ege’nin eşsiz zeytin ağaçlarıyla taçlanmış bir özgürlük. Doğaya çevrilen pedallarla her hücrede hissedilen türden.

Olivelo – İzmir Kent Çeperinde Ekolojik Ortak Yaşam Alanı da bu hissin bir parçası. Proje, kadim üretim havzalarını koruyan, ortak yaşam odaklı, doğadan öğrenmeyi benimseyen, yerel hafızanın aktarımını önemseyen bütüncül bir bakışın ürünü. “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünde bulunan bir alanda hayata geçecek olan Olivelo, kentsel dokunun doğayla sınır olmadan bağlanmasını amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda ekolojik dengeyi korumayı birinci öncelik yapan projede, kadim zeytin ağaçlarına kentin selamını getirerek pedallanabilecek.

Kırsal alanın, kent ile bütünlüklü bir ekolojik ağ oluşturmasını sağlamak istediklerini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, proje hakkında uluslararası hedeflerini ve koruma kapsamını şu sözlerle ifade etti:

“Bu proje sayesinde bir yandan şehrimizin Akdeniz havzasındaki en önemli kimliklerinden birini oluşturan zeytin üretim alanlarında güçlü bir koruma sağlarken, öte yandan bu alanın Avrupa Bisikletli Turizm Ağı, EuroVelo ile entegre edilmesini mümkün kılacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi; dağları, nehirleri, ovaları, deltaları, kadim üretim havzaları gibi milyarlarca canlının ahenk içindeki yaşam alanlarını savunma ve koruma mücadelesini, kendimizle beraber tüm varlıklar için önemli bir görev olarak addediyor.”

Başkan Soyer’in sözünü verdiği “35 Yaşayan Park”tan biri olan Olivelo Ekolojik Yaşam Parkı, Cittaslow metropol sürecinde İzmir’deki karbon salımını azaltmak ve doğa dostu ulaşım araçlarına teşvik etmek için de önemli bir rol oynuyor.

Yerel halkı ve toprağı tanıyarak bölgenin ruhunu kavramak, Olivelo projesinin yaşayan önceliklerinden. Projenin ağırlık merkezi de tam olarak bu anlayışta. Bölgeyi kendi haline bırakarak müdahale etmek ve bir şeylerin sıradan olmasını göze alarak ilerlemek… Çünkü doğaya yapılan her bir somut etki iz bırakır. Ve biz doğayı olduğu gibi, kendi halinde seviyoruz. Ekolojik denge sağlanırken tabiatı anlamak bu noktada büyük önem taşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi de bu bilinçle kent ve kırsal kesimi doğada birleştirmeyi, merkez ile çeper arasındaki kalın çizgileri inceltmeyi amaçlıyor.

Olivelo Ekolojik Yaşam Parkı, kapsamı ve amaçlarıyla tam bir İzmir projesi. İçinde doğayı, sevgiyi, özgürlüğü, üretimi, huzuru barındıran; 57 hektarlık saydam bir geçiş noktası.

Nedeni ise çok basit. Çünkü İzmir böyle bir şehir.

Okumaya devam et

Haberler

İZDENİZ’in Mavi Kıta’sı

Yayınlanma tarihi:

Artık İzmir’in bir deniz gazetesi var. Tabloid boy, üç ayda bir iskele ve vapurlarda İzmirlilerle buluşan; tamamen İZDENİZ bünyesinde hazırlanan, deniz kokan bir gazete.

Gazetenin adı, “Mavi Kıta”. Denizi çağrıştıran bir adla yayın hayatına “merhaba” diyen ilk sayı “Ocak-Şubat-Mart”, 2021 başında yayınlandı. İkinci sayı “Nisan-Mayıs-Haziran” geldi arkasından.

Mavi Kıta’nın sahibi şirketi temsilen genel müdür Ümit Yılmaz. Genel yayın danışmanı ise aynı zamanda İZDENİZ A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi olan ve geçmişinde gazetecilik-editörlük olan M. Ayhan Kara. Şirketin basın-halkla ilişkiler müdiresi Gözde Ulman ve ekibi de (Mert Dikmen-Aleyna Ardıç) derginin hazırlık ve dağıtım aksiyonu tarafında.

Mavi Kıta’nın başyazılarını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer kaleme alıyor. İZDENİZ A.Ş. YK Başkanı O. Hakan Erşen, M. Ayhan Kara, İzmir Marina Danışmanı E. Dz. Alb. Mehmet Tunç, ünlü deniz ürünleri gurusu ve yazarı Süreyya Üzmez ve denizcilik alanında uzmanlaşan gazeteci-yazar Gökhan Karakaş Mavi Kıta’daki köşelerinde okurları birbirinden ilginç konularla buluşturuyor. Ayrıca her sayıda bir konuk yazarın köşe yazısı ve ünlü karikatürist Raşit Yakalı’nın karikatürleri de gazetede yer alıyor.

Mavi Kıta’nın her sayısında kapakta ve göbekte etraflıca işlenen bir “dosya konusu” yer alıyor. İlk sayının dosya konusu, seferlerine başlayan Uğur Mumcu Araba Vapuruydu. İkinci sayının dosya konusu ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin TSKGV’dan kiraladığı, İZDENİZ A.Ş.’nin çalıştırdığı “İzmir Marina”.

Ağırlıklı olarak bütün yönleriyle İZDENİZ’i, Körfez’i, İzmir-deniz ilişkisini dünden bugüne tarihiyle konu alan haber ve yazıların yanında gazetede özgün röportajlar da yer alıyor. Kültür ve sanattan spora kadar geniş bir yelpazeye yer açan Mavi Kıta’nın son sayısında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in “İlk İki Yıl İzmir Marina ile Taçlandı” başlıklı başyazısı ile dosya konusunun yanında METRO A.Ş. Genel Müdürü Sönmez Alev ile yapılan röportaj; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, İzmir Körfezinde İlk İmtiyaz, Dario Moreno 100 Yaşında ve Başkanları Buluşturan Su Zirvesi başlıkları öne çıkıyor.

Mavi Kıta, sadece iskele ve vapurlarda değil, tramvayda, metroda ve pek çok yerde karşınıza çıkabilir. Rastlarsanız katlayıp çantanıza koyun, evinize, işyerinize götürün. Sıkılmadan okuyacak, beğeneceksiniz.

Okumaya devam et

Haberler

İzmir’in Sağlık Çemberi Yayılıyor

Yayınlanma tarihi:

Evden çıkarken artık cüzdanlarımız ve anahtarlarımızla birlikte maskelerimizi de alarak çıkıyoruz. Son bir yıldır, milyonlarca insanın ölümüne neden olan koronavirüs salgını nedeniyle yaşamlarımız çok kısıtlandı, gündelik hayat içerisinde birçok yeni ihtiyaç oluştu. Bu ihtiyaçlardan en önemlisi ise bu süreçte önemi hayati bir hale gelen hijyen ihtiyacı.

Pandeminin ilk aylarında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hizmete sunulan Turuncu Çember uygulaması, yaşamlarımızın kısıtlandığı günlerde hijyen ihtiyacını karşılıyor. Uygulama en temel açıklamasıyla restoran, kafe veya turizm işletmelerinde, belirlenen uygun kriterlere dayanarak verilen Turuncu Çember sertifikasına dayanıyor. Bu sertifikayı alan işletmeler pandemi koşullarında gereken kriterlere göre denetleniyor. Denetim sadece mekanlarda değil, paket servisleri de kapsıyor. Böylece İzmir’de salgın nedeniyle endişe içerisinde geçirdiğimiz günlerde, gönül rahatlığıyla sosyalleşebileceğimiz bir alan ve yeme-içme için güvenli ortam yaratılıyor.

Turuncu Çember hijyen sertifikası uygulamasında sertifika almaya hak kazanan ilk havayolu firması SunExpress oldu.

İzmir’de turuncu çember sertifikası alan işletme sayısı her geçen gün artıyor. Sertifikaya katılım sağlayan son kurum ise bir restoran değil, Sun Express Havayolları oldu. Artık sadece güvenli şehir anlayışı içinde değil, sınırları İzmir dışına yayılan bir sağlık çemberi söz konusu. Yayılım tek hedef değil. Temel amaç ağa katılan işletmeler arasındaki denetimlerin artırılıp, İzmir genelinde kriterlerin içselleştiği genel bir hijyen bilinci oluşturmak. Böylelikle pandemi süresi sonrasında da toplumsal sağlık standardının yükseltilmesi bekleniyor.

Okumaya devam et

POPÜLER